Metaverse Nedir ?

Metaverse (evren ötesi) terimi ilk olarak Neal Stephenson tarafından yazılan Snow Crash adlı bilim kurgu romanında geçmektedir. Metaverse bize arttırılmış gerçeklik aygıtları sayesinde tamamen zihinsel olarak deneyebileceğimiz bir sanal evren vaat etmektedir. Fakat metaverse ’ü anlamak için ilk olarak metaverse ’e giden tarihi aşamaları anlamamız gerekir. Bu aşamalar sırasıyla Web 1.0, Web 2.0, blockchain teknolojisi aracılığıyla web 3.0 . Tabi ki bunlar çoğunlukla yazılımsal gelişmeler. Bunlara paralel bir şekilde ilerleyen giyilebilir sanal gerçeklik donanımı sektörünü ve hatta beyin implantı teknolojilerini de anlamakta yarar var.

İnternet

İnternet hayatımıza bu kadar dahil olmadan önce ilk olarak 1991 yılında Tim Berners- Lee tarafından kurulan internet sayfası ile başlamıştır. İlk zamanlarında internet yanlızca belli sunucuların bulunduğu ve sadece bilgi alabildiğimiz bir ağdı. Tim Berners ’ın deyimiyle dünyayı saran bir ağ (World Wide Web). İnternetin bu emekleme dönemleri web 1.0 ile ifade edilir. Bu dönemin en belirgin özelliği, internetin yalnızca bir bilgi alma kaynağı olmasıdır. Yani web 1.0 da tüketiciler bir şeyler üretemezdi. Web 1.0 yalnızca bilgi alabildiğimiz bir online kütüphane olarak düşünülebilir.

Çok geçmeden kullanıcıların merkeze gelmesi ve içerikleri kullanıcıların üretmesi ile web 2.0 doğdu. Kullanıcıların artık içerikleri ürettiği bu dönem sosyal web de denir. Tüketicilerin hem tüketici hem üretici konumuna geçmesi internette kişisel blog siteleri, facebook, twitter, instagram, wikipedia, youtube gibi uygulamaların doğmasını sağladı. Karmaşık indekslerde aramalar yapmak yerine yenilikçi ve daha sade bir ara yüze sahip arama motorları da bu dönemde ortaya çıktı.

Web 2.0 ve web 1.0 ‘a baktığımızda ikisinin de ortak bir noktası var. Web 2.0 ve web 1.0 da merkezi yapılara ihtiyaç vardır. Web 1.0 da yazdığınız bir makalenin herkese açık olması için merkezi sunuculardan birinde bulunması gerekir. Web 2.0 da ise yazdığınız bir tweet ‘in ya da attığınız bir yorumun bir uygulama serverında bulunması gerekir. Web 3.0 dalgası bu merkezi yapıları kaldırmayı ve bize merkezsiz yapılar sunmaya çalışıyor. Bilgisayarların veya mobil cihazların bir merkez aracılığıyla birbiri ile bağlanmasını değil, bu aygıtların doğrudan birbiri ile bağlantılı olmasını amaçlıyor. Merkezsiz ağ denildiğinde de akla gelen ilk şey şüphesiz blockchain teknolojisi.

Blockchain(blok zinciri)

Blok zinciri teknolojisi ilk olarak 2008 yılında Satoshi Nakamato adında kimliği belirsiz biri tarafından yaratılan bitcoin adlı kripto para biriminde kullanılmıştır. Blok zinciri teknolojisi alıcı ve vericiler arasındaki verileri şifreleyerek yalnızca alıcı ve vericinin kullanmasını sağlayan bir çeşit şifreli hesap defteridir. Bu hesap defterinde yapılan ilk işlemden son işleme kadar her işlem yazılıdır. Blok zinciri teknolojisinin en önemli özelliği yalnızca alıcıya ve vericiye uygun şifreli veriler iletildiği için, teyit ve güven sağlayacak 3. kurumlara veya merkezi yapılara ihtiyaç duymamasıdır. İlk olarak kripto grafik para birimlerinde kullanılan bu teknoloji 3.kurumlara ihtiyaç duyduğumuz noter, banka gibi yapıların yaptığı işleri çok daha hızlı ve çok daha güvenli bir şekilde yapabilir. Ya da web 3.0 da bahsettiğimiz merkezsiz bir ağ kurarak alıcılar ve vericiler arasındaki sunuculara olan ihtiyacı ortadan kaldırabilir. Bu yönüyle blockchain teknolojisi web 3.0 ‘ın ayak sesleri olabilir.

Sanal Gerçeklik (VR) Cihazları

Metaverse ‘e giden yolculukta bahsettiğimiz önceki maddeler daha yazılımsal konulardı. Bu gelişmelere paralel olarak sanal gerçeklik alnında da birçok gelişme yaşandı. Öncelikle sanal gerçekliğin amacı bizi 2 boyutlu gerçekçi olmayan düz ekranlardan kurtarıp, bize 3 boyutlu daha gerçekçi bir deneyim sunmaktır. Şu anda pek portatif olmayan ürünler olmasına rağmen sanal gerçeklik teknolojisi her geçen gün gelişmekte. Bunun yanında neuralink gibi beyin implantlarının da gelişmesine paralel olarak gelecekte çok daha portatif versiyonlar üretilebileceği öngörülüyor.

Metaverse

İnsanlık olarak kendimizi 13,6 milyar yaşındaki evrenin bir köşesinde, hayatı anlamlandırmaya çalışmakla meşgulüz. Hayatı anlamlandırma çabamızda, bize geçmişi ve geleceği simüle edecek olmamızın faydası yadsınamaz. Metaverse ‘ün temel çıkış noktası da budur. İnsan olarak ne olduğumuzu ve ne olacağımızı merak ediyoruz. Bu merak hali ilk insandan beri bizi bugünlere getiren koşuldur.

Metaverse ‘ün çıkış noktasından da bahsettiğimize göre bu sanal evrenlerin bize vaat ettiklerine bakabiliriz.

  • Filmlerin, dizilerin, kitapların, çizgi romanların aklınıza gelebilecek her türlü kurgu evrenini bir araya getirmek.
  • İnsanlık olarak gidemeyeceğimiz yerleri modelleyip simüle ederek gitmediğimiz yerler hakkında bilgi sahibi olmak.
  • 2 boyutlu olarak gerçekleştirdiğimiz her türden eylemin, sanal gerçeklik aygıtları vasıtasıyla 3 boyutlu olarak deneyimlemek.
  • Oynadığımız oyunlarda yarattığımız avatarları, sanal gerçeklik cihazları yardımıyla zihnimizle kontrol etmek ve karakterimizin oyunda yaşadığı her şeyi duyu organlarımızla deneyimleyebilmek.
  • Belli ilk koşullar verdiğimiz deneylerle gerçekte yapamayacağımız deneyleri simüle etmek.

Metaverse gibi ucu açık bir konuda verilebilecek örneklerin bir sınırı neredeyse yok. Bugün bize bu kadar uzak gibi görünen, şimdiye kadar Ready Player One, Avatar, Altered Carbon gibi bilim kurgu film ve kitaplarından öğrendiğimiz bu uçuk fikirleri gerçekleştirmeye hiç olmadığımız kadar yakınız. Hatta sanal evrenlerin ekonomisinin temeli olacak olan kripto paralar, kopya edilemeyeceğinden emin olduğumuz NFT ürünleri şimdiden hayatımızda yerine aldı bile. Metaverse ‘e yeni bir web dalgası diyebiliriz. Geleceği ne denli değiştirebileceğini yalnızca sosyal medyaya bakarak hayal edebiliriz.

Metaverse hakkında ne kadar olumlu yönlerini sıralamış olsak da her yeni teknoloji gibi tehlikeleri ile geliyor. Bundan 20 yıl önce hiç aklımıza bile gelmeyecek dertlerimiz var artık. Sosyal medya yani web 2.0 dalgası bile insanları bazı konularda bu kadar olumsuz etkileyebilmişken, geometrik bir şekilde etkileri artacak olan web 3.0 ile hayatımıza girecek metaverse ‘ün zararlarından bahsetmezsek olmaz.

Metaverse ‘ün Doğurabileceği Tehlikeler

Metaverse ‘ün doğurabileceği tehlikeleri tahmin etmek için sosyal medyanın tehlikelerini bir adım ilerletmek yeterli olacaktır. Öncelikle sosyal medya uygulamalarının nasıl işlediğini anlamak, sosyal medyanın zararlarını fark etmede bize yardımcı olacaktır.

Sosyal medya uygulamalarını kullanırken bu uygulamalar bizden hiçbir ücret talep etmezler. Bize sağladıkları bu hizmet için onlara maddi bir ödeme yapmayız. Sosyal medya uygulamaları için yaptığımız tek ödeme içinde geçirdiğimiz zamandır. Biz farkında bile olmadan bir haberi beğenirken bir videoya dislike atarken nasıl bir insan olduğumuzu belli ediyoruz. Sosyal medya uygulamaları, bizi yaptığımız tercihlere göre profillerler. Bu profilleri reklam sağlayıcılarına satarlar. Sizin kendi kendinize oluşturduğunuz bu profile göre önünüze reklamlar gelir. Sizde bu reklamlara göre tüketim alışkanlıklarınızı belirlersiniz. Bunun bir adım ileriye gitmesi sizin çok daha iyi profillenmenizi dolayısıyla daha isabetli reklam kampanyaları yapılmasına ve akabinde sizin tüketim tercihlerinizi daha fazla etkilemesine neden olabilir.

Sosyal medyada hala daha bir sorun olan çocukların hesap açması meselesine değinecek olursak, henüz gelişim aşamasındaki bir çocuğun, sosyal medyadan bile bu kadar etkilendiğini hesaba katarsak bir metaverse ‘de çocukların olması birçok etik sorunu doğuracaktır. Bu sosyal zorbalık konusunda yetişkinlerin bile sosyal medyadan bu kadar etkilenirken bir de bu yaşananların sanal bir gerçeklikte yaşanacak olması yaşananların tesirini arttıracaktır. Meta verse ’ün olası tehlikeleri de saydıkça aklımıza yenileri geliyor.

Sonuç olarak sosyal medyanın bize sunduklarına kanıp sosyal medya sahiplerinin ellerine verdiğimiz kişisel bilgilerimizi benzer bir hata ile sanal evrenlerde tekrarlamak bir facia ile sonuçlanacaktır. Her yeni teknolojide yapmamız gerektiği gibi ölçüp biçerek hareket etmeliyiz.